Sevgi Ağacı - Andersen Masalları

En son güncellendiği tarih: May 26




Sevgi Ağacı


Bir zamanlar, uçsuz bucaksız bir kum çölünün ortasında, yemyeşil yapraklarıyla dibine gölge ve serinlik veren bir ağaç varmış. Çölün kavurucu ve acımasız sıcağı, kumları kızdırır ama bu ağacın yeşil yapraklarını kurutamazmış. Kızgıngüneş ne yaparsa yapsın, yapraklar hep yeşil ve parlak olurmuş. Güneşin sıcağından bunalıp kaçan tüm hayvanlar, bu ağacın gölgesinde dinlenir, esen rüzgarın tüylerini okşayışına kendilerini kaptırıp kaygısızca uyuklarlarmış. Ağacın dalları arasında yuva yapmış olan kuşlar, yaprakların gölgesinde güneşten korunup kanat çırparak daldandala uçuşur, mutluluk içinde şarkılar söylermiş.


Çölün ortasında, kızgın kumlarla çevrili bu ağacın nasıl beslendiğini mi merak ediyorsunuz?.. Söyleyeyim: Sevgi ve mutlulukla beslenirmiş bu ağaç. Diğer ağaçlar gibi topraktaki suyu ve besinleri çölde bulamadığı için, sevgi ve mutluluktan sağlarmış tüm ihtiyacını.


Bu ağacın sevgiden oluşan besini, diğer tüm ağaçlardan ayrı bir özellik katarmış ona. Yaprakları daha canlı, gölgesi daha serin, gövdesi daha güçlüymüş. Ona "Sevgi Ağacı" derlermiş.


Gölgesinde barınan hayvanların sevgisi, dallarında ötüşen kuşların neşesi, ağacı sevindirirmiş. Bu uçsuz bucaksız çölde, işe yaradığını anlayıp daha çok sevgi ve mutluluk yaymak için yaşarmış. Güneş bile o kavurucu sıcağını tüm çöle yayan, suyu buharlaştıran, toprağı kurutan acımasız güneş bile, ona sevgiyle eğilir, ışınlarını ağacın üstüne yansıtmamaya çalışırmış. Ağaç, dibindeki hayvanalrın sevgisi çoğaldıkça büyür, büyüdükçe dallarını açar, yapraklarını kabartır, daha çok gölge yapmaya çalışırmış. Rüzgar da onu pek severmiş. Çölde köşe bucak dolaşıp kumları öfkeyle bir yerden ötekine savurup duran rüzgar bile, ağacın çevresine gelince yumuşar, gölgesinde uyuyan hayvanları serinletmeye çalışırmış. Hafif hafif estikçe, ağaç da yapraklarını salar, çöl sıcağını uzaklaştıtırlarmış el birliğiyle.


Çöl ortasındaki Sevgi Ağacı, gölgesinde yaşayan hayvanların sevgi ve mutluluğuyla beslenip büyürken, gölgesindeki hayvanları da mutlulukla doyururmuş. Ağacın gölgesinde kediyle fare kucak kucağa uyurken, köpekler kedilerin tüylerini yalarmış. Ağacın gölgesi büyüdükçe, altında daha çok hayvan barınır olmuş. Ağacın yaprakları büyüdükçe kalp biçimini alıyor, sevgiyle çarpıyormuş "pıt, pıt" diye.


Bir gün tüm hayvanlar Sevgi Ağacı'nın gölgesinde mutluluk içinde yaşayıp giderken, uzaktan bir tilkinin kumlar üzerinde sürünerek ağaca doğru geldiğini görmüşler. Hepsi birden tilkiye el etmişler. "Çabuk yürüsün, ağacın gölgesine sığınsın..." diye.


Tilki tam ağaca yaklaşacağı sırada, sıcak çöl güneşi onun tüm gücünü emivermiş. Zavallı tilki, bitkin bir durumda kumlar üzerine serilip kalmış boylu boyunca.


Hemen üç küçük çöl faresi, kumların arasında yuvarlana yuvarlana, ölmek üzere olan tilkiye koşmuşlar. Kuyruğundan ve ayaklarından çekiştire çekiştire ağacın gölgesine taşımışlar onu.


Tilki kendinden geçmiş bir durumda, ağacın gölgesinde hareketsiz yatarken tüm hayvanlar sevinç çığlıkları atmışlar:"Yaşasın, tilkicik kurtuldu!..." diye. Hepsi de Sevgi Ağacı'nın gölgesinin tilkiyi iyi edeceğini, bitkin ve baygın yatan tilkinin bir süre sonra kendine geleceğini biliyorlarmış. Sevgi Ağacı çevresindeki hayvanların düşüncelerini doğrularcasına, kalp biçimindeki yapraklarını eğmiş tilkinin üzerine.Dalları ve yapraklarını sallamış, serinletmiş sıcaktan bitkin düşen tilkiyi. Sonra rüzgar yardıma gelmiş. En yumuşak okşayışıyla serin serin üflemiş tüylerini. Diğer hayvanlar ağaç daha ço beslensin, tilkiyi kurtarsın diye sevinç gösterisini sürdürmüşler. Yapraklara renk gelsin, pıt pıt kalp gibi çarpsınlar diye kular cıvıl cıvıl ötmüşler.


Sevgi ve mutluluk ilacını alan tilki, yavaş yavaş kendine gelmeye başlamış. Önce derin bir soluk almış. Bir nefeste sevgi ve mutluluğu ciğerlerine çekmiş... Kanı ısınmış. Kuyruğunu sallamış mutlulukla. Ayaklarını oynatmış yavaşça.


Kendine gelip gözlerini açınca, çevresinde oynaşan, mutluluk çığlıkları atan hayvanlar bakmış gülümseterek. Sevgi Ağacı onu iyileştirip eski gücüne yeniden kavuşunca, kendine gelmiş ve birden ayağa kalkmış. Şöyle bir gerindikten sonra silkinmiş. Daha güzel görünmek ve rahatlamak için tüylerine yapışmış çöl kumlarını temizlemiş. Kumlardan arındıktan, Sevgi Ağacı'nın gölgesinde mutluluğu kana kana içip kendine geldikten sonra, yardımlarını esirgemeyip kendisini hayata döndürdükleri için tüm hayvanlara teşekkür etmiş.


Ama tilki bu, rahat durur mu? Hayvanların arasında dolaştıkça sinsi sinsi, birinden aldığını diğerine, bire bin yalan katıp aktarmaya başlamış. Hayvancıklar eskisi gibi birbirlerini sevgiyle okşayacaklarına, birbirine hırlamaya başlamışlar. Dişlerini gösterip bir diğerini kovalamışlar düşmanca.


Onların birbirlerine kızıp hırlamaları, tilkiyi pek sevindirmiş. "Yaşasın, aralarındaki dostluğu yıktım!.." diye sinsice gülmüş. Dostluk ve sevgi yıkılıp hayvanlar birbirlerine düşünce, birlikteliklerinden doğan güçleri kalmayacak, tilki de bir yolunu bulup tek tek tuzağa düşürüp hayvanları yiyecekmiş.


Kurgusunu sinsice uygularken Sevgi Ağacı'na zarar verdiğini düşünememiş. Hayvanların birbirlerine olan sevgisi ve güveni azalınca, ağaç beslenemez olmuş. Mutluluk suyunu içemediği için önce yaprakları küçülmüş... Sonra güneşin yalıcı ışınlarına engel olamamış. Küçülen yaprakların arasından sızan ışınlar, gölgesini azaltmış... Barış yok olmuş. Barışın yerini korku ve kuşku almış. Kuşlar, tilkinin tuzağından kurtulmak için dallar arasında kaçışıp durmuşlar. İçlerine bir korkudur girmiş. Korkan kuş ötebilir mi? Susmuşlar hepsi de.


Sevgi olmayınca güçsüz kalan ağacın dalları zayıflamış, yaprakları dökülmüş süzülerek. Rüzgar da ağaca yardım edemez olmuş. Sıcak kumlar üflemiş gölgesine. Tüm hayvanlar, kum fırtınalarından korunmak için birbirlerinden uzak kovuklara sinmişler. Ağacın tükenmek üzere olan gövdesinde kaçışan, kovalanan hayvanlar varmış...


Bu duygusal yıkımı gören üç küçük fare, bir kenara çekilip aralarında bir plan yapmışlar; diğer hayvanlar görmeden, kimse ne yapmak istediklerini bilmeden, tilki duymadan...


Bir gün tilki sıcaktan miskin miskin uyuklarken sessizce yanına yaklaşmışlar. Tilkiyi uyandırmadan, zayıflamış gölgeden sürükleyerek kızgın çöl kumunun üzerine taşımışlar. Sıcak çöl güneşi durur mu?.. Hemen atılmış tilkinin üzerine. Daha önce yarım kalan işini bitirmiş. Almış tilkinin tüm gücünü.


Sıcak çöl güneşi tilkinin gücüyle doyarken üç küçük fare, zayıflamış gölgenin altında duran diğer hayvanlara seslenmiş. Dilleri döndüğünce aralarındaki kavgaya son vermelerini, yoksa sevgi ağacının tümüyle güçsüz kalacağını, kendi sonlarının da tilkininkinden pek farklı olmayacağını anlatmışlar. Önce hayvanlar homurdanmış ve farelerin sözlerine kulak asmak istememişler; ama her an gücü tükenen Sevgi Ağacı'nın acı dolu yakarışları ve ağlayarak dökülen yapraklarını görünce, söylenenlere çaresiz boyun eğmişler. Birbirlerine sarılıp özür dilemişler. Eskisi gibi barış ve mutluluk içinde yaşamak istediklerini dile getirmişler ağlayarak.


Utanç gözyaşları oluk oluk aktıkça birbirlerine duydukları kini temizlemiş kalplerinden. Sonra kıpır kıpı çarpıntılarla sevgi yeniden filizlenmiş. Kalplerde çiçekler açmaya başlamış. Kurnaz tilkinin yaptıklarını düşünüp olanlara gülmüşler. Kuşlar da mutluluğu müjdeleyerek ötmeye başlamışlar. Aralarındaki sevgi yeniden yeşerince. Sevgi Ağacı da kana kana susadığı mutluluktan içmiş. Böylece Sevgi Ağacı yeniden canlanıp büyümeye başlamış. Hem de eskisinden daha güçlü ve daha görkemli olmuş...


Yaşamları eski günleri aratmayıp daha da iyi olunca tüm hayvanlar bir araya gelmişler. Bir tanecik Sevgi Ağacı'nı korumak istemişler. Onu her yere yaymak için kuşlar görevlendirilmiş. Kuşlar, sevgi ağacının tohumlarını, uçuşup her gittikleri yere dikeceklermiş. Böylece, Sevgi Ağacı bir yerde solup yok olmaya yüz tutsa da bir başka yerde büyümeye devam edebilecekmiş. Sevgi Ağacı'nı olası tehlikelerden uzak tutmak ve onu daha güvenle büyütmek için görünmez yapmaya karar vermişler. Kuşlar, görünmeyen Sevgi Ağacı tohumlarını dünyanın her yerine yaymışlar.


Bir süre sonra her yerde Sevgi Ağaçları büyümüş, tüm sevgiler ve mutluluklar birleşsin, birbirlerinin gücüne güç katsın diye kocaman yaprakları, upuzun dallarıyla birbirlerini kucaklamışlar.

7 görüntüleme